Alçılı Günler

Hüsrana uğradım... Farklı bir deyim ile ALLAH çarptı. Evet, çarpıldığımı düşünüyorum. İrili ufaklı günahlarım var tabii ki, kusursuz değilim. Ama böyle birşey hiç beklemiyordum. Bunu hakettim mi acaba ? Neden böyle oldu ? Hayramı yorayım ? I don't know. Konu biraz özel olduğu için -görülmedik, duyulmadık ne tarafı kaldıysa artık- çok detaya girmek istemiyorum. Sonuç olarak düştüm. Hem fiilen düştüm, hemde mecazen düştüm. "Gözden"


alçılı günler
21 Kasım 2019 tarihinde parkurda talihsiz bir kaza geçirdim. Yani çarpıldım. O kadar antreman yaptım, antreman da birşey olmadı, en olmadık yerde ayağım beş farklı yerden çatladı. Tabii bunu bir gün sonra öğrendim. Parkurda geçirdiğim kaza sonucu direk eve gittim. Sağ ayak bileğim şişmeye ve renk değiştirmeye başlamıştı. Birazda ısınıyordu, hatta yanıyordu. Ama önemsemedim ve uyudum. Ertesi gün, yani 22 Kasım 2019 tarihinde hastanenin acil servisine -babamın ve annemin zorlaması ile- gittim. Röntgen çekildi ve ayağımın beş farklı noktasında çatlak olduğu tespit edildi. Doktor beni direk alçı odasına gönderdi. Yürüyerek yani topallayarak girdiğim alçı odasından tekerlekli sandalye ile çıkmak biraz utanç vericiydi tabii. Neyseki o kısmı çok çabuk atlattık. Artık taksideydim. Taksi şoförü sormadan edemedi tabii. Ne oldu ayağına ? Cevap vermedim tabii. Taksiciye laf yetiştiremem çünkü. Hiç denemedim bile.

***

Alçı ile iki gece geçirdim. Sanırım ortalama on gece daha geçireceğim. Doktor alçının on gün kalmasını, on gün sonra ortopedi'ye gitmemi söylemişti. Bende eve gidince 182'yi aradım ve ileri bir tarihe randevu aldım. Alçı ile yaşamak zor. Uzunca bir süre evden çıkamayacağım, duş alamayacağım. Bende bugünleri dizi izleyerek geçiriyorum. Sonuç olarak kötü bir durum. Alçılı günler devam ediyor.

Ve biliyorum ki, daha zor günler kapıda.

good damn it